|
|
|
SEÇİM ve SEÇİM SİSTEMLERİ
Seçim Kavramı Bir iradenin birden çok seçenek arasında tercih yapmasına “seçim” denir. Seçimin uygulandığı çeşitli alanlar vardır. Milletvekili, il genel meclisi, belediye, mahalle, köy ve organlarının seçimi gibi, derneklerin, sendikaların, barolar ve diğer meslek kuruluşlarının, üniversite rektörlerinin, siyasi parti yöneticilerinin, bazı yargı organlarının belirlendiği seçimler de vardır.
Her seçimde temel olarak üç unsur göze çarpar: Seçen, seçilen ve seçme yönetimi.
1. Seçmen Kitlesi: Seçimin üç ana öğesinin dayanağı ‘seçmenler'dir. Seçimin meşruiyetinin belki de en önemli şartı birilerinin gizli veya açık, dolaylı veya doğrudan, seçenekler içinden veya kendisine dayatılan tek listeye oy vermesi, tercihini kullanmasıdır.
Seçmen kitlesinin tarihsel süreçte gelişmesi, siyasal güç dengesine bağlı olmuştur. Bu nedenle genel oy hakkı ile demokrasi mücadelesini birbirine karıştırmamak gerekir. Çünkü iktidar iplerini elinde bulunduran siyasal güç, oy hakkını yani seçmen kitlesini kendi lehine geliştirmek istemiş; bu da birçok sınırlamalar getirmesine yol açmıştır. Bu kısıtlamalardan bazıları şunlar:
|
 |
- Seçmen yaşı: Bugün Küba ve Nikaragua'da 16, Türkiye ve birçok ülkede 18, İsveç'te 19, Japonya'da ve Norveç'te 20, İzlanda'da 21 olarak uygulanmaktadır.
- Kadınların oy kullanmaması: Batılı ülkelerden en son 1971 yılında İsviçre'de bu ayarım kalktı.
- Öğretim düzeyi: Okuma yazma bilmeyenler bugün Filipinler'de oy kullanamazlar. Şili, Brezilya, Peru ve Ekvator'da da okuma yazma bilmeyenlerin oy kullanma hakkı kısıtlanmıştır.
- Liyakatsizlik: Yüzyıllardır seçmen kitlesini kısıtlamada en sık başvurulan yöntemdir. 1917 Ekim devriminden sonra 1952'lere kadar geçerliliğini koruyan Sovyet anayasalarında “toprak ağaları, başkalarının emeğinden geçinenler, papazlar, keşişler, Çarlık rejiminin memurları, polisleri,” “oy hakkı”ndan mahrumdu. Bulgaristan ve Yugoslavya'da 1980'li yıllarda bile “demokrasi düşmanı kişilere” oy hakkı verilmiyordu. III. Reich Döneminde (1933 – 1945) Almanya'da Çingeneler ve Yahudilerin oy hakkı yoktu.
Bugün bu tür kısıtlamalarla karşılaşılmasa bile liyakatsizlik yüzünden bir çok ülkede oy kullanamayanlar kesimler vardır. Türkiye'de er ve erbaşların, askeri öğrencilerin ayrıca kısıtlı olanlar ile kamu hizmetlerinden yasaklı olanların oy kullanma hakkı yoktur. LDP Eski Genel Başkanı Besim Tibuk'a göre gecekondu sahiplerinin oy hakkı olmamalıdır.
- Milliyet: Almanya'da yaşayan Türk vatandaşların bir çoğu çifte vatandaş değildir. Dolayısıyla oy hakları yoktur
|
 |
2. Seçilenler: Seçimin bir başka unsuru da seçilenlerdir. Gerçek bir seçimden söz edebilmemiz için seçmen kitlesinin birden fazla aday arasından tercihini kullanıyor olması gereklidir. Irak'ta Saddam Hüseyin'e halkın güven duyup duymadığının oylanması gibi veya tek bir partinin listesinin oylanması gibi durumlarda seçimden söz etmek mümkün değildir. Çünkü, seçim seçme eylemidir. Tek adayın ya da tek listenin oylanması seçim değil dayatmadır. Seçmenin tek olması durumunda, seçilmeye aday kaç kişi olursa olsun, seçilen “atanmış” kişidir. (Cumhuriyetimizin ilk yıllarında “Tek parti” döneminde ülkemiz de seçimler iki dereceli, tek parti listesiyle yapılırdı.) Bu nedenle seçimin iki unsuru seçmenler ve seçilenlerin mutlaka birden fazla olması gereklidir.
3. Seçme yönetimi: Birden çok seçmen, yani seçmen kitlesi, birden çok aday arasından tercihini kullanarak (seçim yaparak) seçilenleri belirleyecek. Peki bu işlev nasıl yerine getirilecek ? Hukuki ve siyasi temsil nasıl adaletli olacak ? Seçim hangi mercilerin gözetim ve denetiminde gerçekleştirilecek ?
Seçme yönetimi, seçim sistemi değildir. Seçmenler, bir seçim çevresinde, tek bir temsilci seçiyorlarsa tek kişi için, birkaç temsilci seçiliyorsa listeyle oy kullanırlar. Listeyle oy kullanmanın da değişik yolları vardır:
a. Sabit liste: Seçmen kendisine sunulan çeşitli listelerden birini seçecektir, liste üzerinde hiçbir oynama yapamaz.
b. Karma liste: Seçmen, tercihini çeşitli listelerden karışım yaparak kullanır. Mesela, beş sandalyeli bir bölgede, Liste 1'den bir, Liste 2'den bir, liste 3'den üç kişiye oy kullanarak tercihini belirtebilir.
c. Tercihli liste: Bu yöntemle seçmen, aynı liste üzerinde adayların sunuluş sırasını değiştirebilir. Mesela seçmenler dördüncü sıradaki adaya oylarını vererek onun liste başına çıkmasını sağlayabilirler. (1991 Genel Seçimlerinde Türkiye'de uygulanan yöntemdir.)
d. Eksik liste: Doldurulacak sandalye sayısından az aday gösterilen listeler kullanılmasıdır. Mesela 5 sandalyeli bir seçim bölgesinde her parti en çok 3'er aday gösterir. Bu durumda en az iki parti o bölgenin 5 sandalyesini paylaşacaktır.
e. Kaynaşma: Rakip listelerin kaynaşmasına, bir başka deyişle aldıkları oyları birleştirmelerine izin veriler. Bu metot Almanya'da yıllardır kullanılmaktadır, Türkiye'de de kullanılması için bazı teklifler yapılmıştır.
|
 |
|
 |
 |
|
|