Seçimin bir başka unsuru da seçilenlerdir. Gerçek bir seçimden söz edebilmemiz için seçmen kitlesinin birden fazla aday arasından tercihini kullanıyor olması gereklidir. Irak'ta Saddam Hüseyin'e halkın güven duyup duymadığının oylanması gibi veya tek bir partinin listesinin oylanması gibi durumlarda seçimden söz etmek mümkün değildir. Çünkü, seçim seçme eylemidir. Tek adayın ya da tek listenin oylanması seçim değil dayatmadır.



Seçmenin tek olması durumunda, seçilmeye aday kaç kişi olursa olsun, seçilen “atanmış” kişidir. (Cumhuriyetimizin ilk yıllarında “Tek parti” döneminde ülkemiz de seçimler iki dereceli, tek parti listesiyle yapılırdı.)
Bu nedenle seçimin iki unsuru seçmenler ve seçilenlerin mutlaka birden fazla olması gereklidir.
 

Çoğunluk Sisteminin Avantajları:

Çoğunluk sisteminin en büyük avantajı basit oluşudur. Bu basitlik sonucunda seçimlerden çıkan hükümet istikrarlı olmaktadır. Seçmene liste üzerinde tercih yapma imkanı verilen çoğunluk sistemi uygulamalarında büyük bir yurttaşlık eğitimi zorunludur. Seçmen oy vermekle kalmamakta, kendi listesini de yapmaktadır. Sistemin basit olmasının bir diğer sonucu de seçime katılımın artmasıdır. Seçmenler verdikleri oyların nasıl değerlendirildiğini kolayca anlarlar, böylelikle seçime duydukları güvende artar. Oy iptallerine fazlaca rastlanmaz.

Çoğunluk Sistemi seçmenlerin adayları daha iyi tanımasını sağlamaktadır. Özellikle dar bölge uygulamasında adayın seçmenler tarafından tanınmaması imkansızdır. Bu nedenle seçilen adayın seçmenleri gerçekten temsil ettiğini söylemek mümkündür. Aday seçmenleri ve seçmenlerin kayıtlarını bilmektedir. Seçmenlerin taleplerini ve fikirlerini çok geçerli bir biçimde ifade edebilmektedir. Aday bölgede “siyasi barometre” değil ise seçimi kazanma şansı yoktur.

Çoğunluk sisteminde adayların belirlenmesinde parti genel merkezlerinin etkisi azalmaktadır. Dar bölge uygulamasında parti kimliği kadar adayın kişiliği de önem taşımaktadır. Bu da “Genel Başkanlar Oligarşisi”ni kırmaktadır.

Çoğunluk Sisteminin Dezavantajları:

Çoğunluk sisteminin basitliği beraberinde sakıncaları da getirmektedir. Öncelikle çoğunluk sistemi adil değildir. Tek turlu çoğunluk sistemlerinde seçmenlerin büyük çoğunluğu, iktidar şansı olan büyük partilere oy verme eğilimindedir. Bu da, oyların iki büyük parti arasında paylaşılmasına yol açmaktadır. Seçmen, bu durumda kötüsünün iyisini tercih etmek zorunda kalmaktadır. Demokrasinin temel ilkelerinden farklı farklı görüşlerin temsili hatta küçük partilerin büyüyerek iktidara gelmesi şansı çoğunluk sistemi ile ortadan kalkmaktadır.

Çoğunluk Sisteminin adil olmamasının bir başka yönü de; azınlığın eksik temsili, çoğunluğun aşırı temsilidir. Seçimi kaybeden adayın oyu ne olursa olsun tamamı boşa gitmektedir. İngiltere'de 1951 seçimlerinde oyların %48.8'ini alan İşçi Partisi 295 sandalye kazanmışken, Muhafazakar Parti %47.9 ile 321 sandalye kazanmıştır. Ülkemizde çoğunluk sisteminin uygulandığı 1954 Seçimlerinde Demokrat Parti %58 oyla parlamentonun %93'ünü kazanmıştı.

Çoğunluk Sisteminin bir başka dezavantajı da gayri ahlaki olmasıdır. Bu durum balotaj'da (herhangi bir adayın seçilmek için gerekli olan çoğunluğa ilk turda ulaşamamasından dolayı seçmenin ikinci tura kalması durumu) kendini sıkça göstermektedir: Yerinde feragatlar sırasında veya başka bir adayı desteklemeye karar verme durumlarında çok sayıda pazarlık imkanı vardır. Bu da aykırı ittifaklar ve kirli pazarlıklar sonucunu doğurmaktadır. İlk tur sonunda aynı mutlak çoğunluk sistemi ile kazanılan sandalye sayısı ne kadar düşükse temsildeki haksızlık o kadar büyük olacaktır. Balotaj sistemlerinde, çoğunluk sisteminin avantajı olarak sayılan parti sayısının azalması ve istikrarlı idare faktörleri de ortadan kalkmaktadır. İkinci turda koalisyonlar oluşturma şansına sahip aday veya küçük partiler ortaya çıkmaktadır. Genellikle büyük partilerden kopmalar yoluyla ortaya çıkan bu aday veya partiler, ilk turda az olan seçilme şanslarını denemekte, bu gerçekleşmezse, ikinci tur için pazarlıklar içine girmektedir.

Ayrıca tek yer için yapılan seçimlere, bir sonraki adayın daha önceki aday tarafından belirlenmesine yol açtığı, her bölgede seçimle gelen derebeyler oluştuğu eleştirisi getirilmiştir. Fransa'da il genel meclisi ve belediye meclisi düzeyinde bugün bile varlığını sürdüren bu derebeyleri yerlerini çocuklarına veya eşlerine bırakmaktadır.

2. Nisbi Temsil Sistemi:

Birçok ülkede yıllarca kullanılan çoğunluk sistemi, azınlıkta kalan görüş ve topluluklara temsil imkanı vermediğinden dolayı insanları, oy miktarlarına göre yani sayısal güçlere göre temsil edilme şartlarının ağırlıkta olduğu sistem arayışlarına itmiştir. Temeli Aristo'ya kadar uzanan bu görüş, seçmen kitlesinin fiziksel ideolojik, sosyal ve iktisadi nüanslarını ifade eden mikro yapısının temsilcileri oluşturmasını ifade eder.

Nisbi temsil sistemi fikriyle ilk olarak XIX. yüzyılda karşılaşılmıştır. Londralı bir avukat olan Thomas Hare, Nisbi Temsil mekanizması başlıklı bir broşür yayınlamış ve sert eleştirilere maruz kalmıştır. Birkaç yıl sonra Belçika'da Gand Üniversitesi Medeni Hukuk profesörlerinden Victor d'Hont, daha sonraları adıyla anılan bir seçim sistemi çalışması yapmış, bu çalışma 1899 yılında seçim kanunu olarak kabul edilmiştir.

Nisbi temsil sisteminin ilk olarak 1899'da Belçika'da kullanılmasından bugüne kadar geçen yüzyıllık süre içinde birçok ülke, bu sistemin çok değişik şekillerini kullanmıştır. Tekrar seçilme arzuları parlamenterleri her ülkede, her seçim döneminde değişik uygulamalar aramaya itmiştir, böylelikle bazısı karışık, bazısı saçma ve komik, sayılamayacak kadar çok nisbi temsil uygulamaları doğmuştur. Sıkça rastlanan nisbi temsil uygulamaları şunlardır:

a) Nisbi Temsil: Bu sistemde tek bir seçim bölgesi mevcuttur. Partilerin aday listeleri ülke genelinde yarışmaktadır. Ülke genelindeki geçerli oyların toplamı, toplam sandalye sayısına bölünerek bir katsayı bulunur. Listelerin aldığı oy miktarları, bu katsayıya bölünerek partinin kazındığı sandalye sayısı elde edilir. Mesela 10 milyon geçerli oy kullanan ve 500 sandalyesi olan bir ülkede katsayı 20.000'dir. 40.000 oy alan bir parti, iki temsilci kazanırken, oyların yarısı yani beşmilyonunu alan bir parti temsilcilerin de yarısını (10.000.000 : 20.000 = 250) kazanır. Bugün bu sistem İsrail'de uygulanmaktadır.

b) Yaklaşık Nisbi Temsil: Nisbi temsil sistemi ülke düzeyinde tek bir seçim bölgesinde değil de, birden çok seçim çevresinde uygulanıyorsa “Yaklaşık Nisbi Temsil” söz konusudur.

Yaklaşık Nisbi Temsil sisteminde iki büyük problem vardır: Birincisi hangi parti kaç temsilci kazanacak, ikincisi temsilcilik kazanan partilerin sandalyeleri adaylara nasıl dağıtılacak ? Sıkça uygulanan yaklaşık nisbi temsil sistemine ait yöntemler şunlardır:

b.1. Eksik Liste (Sınırlı Oy): Aslında basit çoğunluk sisteminin bir uygulamasıdır. Seçmenlerin oy pusulasına, seçilecek temsilci sayısından az sayıda isim yazmaları sonucu, en çok oyu alan büyük partilerin, temsilcilerinin tümünü almalarına engel olunur. Az sayıda da olsa küçük partiler ve azınlıklar temsilci kazanır.
Eksik liste uygulaması iki turlu da yapılabilir. Bu yönteme göre, seçmenler yine seçilecek temsilci sayısından daha azını yazarlar. İlk turda mutlak çoğunluğu sağlayan adaylar seçilir. Geri kalan yerler için yapılan ikinci tur oylamada nisbi çoğunluğu sağlayan adaylar seçilir.

b.2. Yığmalı Oy ve Puanlama Yöntemi: Bu metotta seçmenin, seçilecek milletvekili sayısı kadar oy hakkı vardır. Seçmen oylarının tamamını isterse tek bir aday için kullanabileceği gibi, isterse adaylar arasında da dağıtabilir. Tasnifi çok zor olan bu yönteme bir örnek vermek gerekirse, beş temsilci seçilecek bölgede her seçmenin 100 puan hakkı vardır. Eğer bir seçmen, tek bir adaya oy veriyorsa, iki aday da 50'şer puan alır. Seçmen beş tercih yapıyorsa tercih yapılan her bir aday 20'şer puan alır. Bu şekilde en çok puanı almış beş aday seçilir. Yığmalı oy yöntemi Amerika Birleşik Devletleri'nin Illinois eyaletinde kullanılmaktadır.
Yığmalı oyun bir değişik şekli puanlama yöntemidir. Her seçmen aday listesini kendi hazırlar. En çok istediği yani ilk tercihi olan adaya (1), ikinci tercihine (2), üçüncü tercihine (3) rakamlarını vererek listesini yapar. Seçmen her adaya oy verdikten sonra her adayın puanları toplanır. Sonuçta en az puanı olan adaylar seçilir.
Bu iki metot, bağımsız adaylara çok fazla şans verdiği, siyasi partileri önemsizleştirdiği için bir çok eleştiri almıştır.

b.3. Basamaklı Oy: Seçmenin oyları temsilci sayısına eşittir. Ve oylar liste şeklinde kullanılır. Seçim sonunda partinin ilk sırasında yer alan aday 1, ikinci sırayı kazanan aday ½, üçüncü sırada yer alan aday 1/3 katsayı kazanır. Sonra partilerin aldığı oylara göre kazananlar belirlenir. Örnek olarak 2 partinin seçime girdiği ve 3 temsilci seçilecek bir bölgede A partisi 1.500 ve B Partisi 1.000 oy almış olsun. Burada A Partisi'nin en çok tercih alan adayı (1.500) ile B Partisi'nin en çok tercih alan adayı seçimi kazanır. Üçüncü temsilcilik (1.500 :2) A Partisi'nin ikinci sırada tercih edilen adayınındır.

b.4. Tek Devredilmez Oy: bu listeli seçim yönteminde, seçmenler tek oya sahiptir. Tercih oyları sıralamaya sokulur. Sıralamaya girenler seçimi kazanır. Mesela, seçime katılmış beş adaydan A 12.000, B 8.000, C 1.000, D 800, E 500 oy almış olsun. Burada üç temsilci A,B ve C olarak belirlenir.

Büyük partiler genellikle seçilecek temsilci sayısı kadar aday gösterdiklerinden küçük partiler tek aday belirleyerek seçmenini iyi örgütleyip, tek devredilmez oy metoduyla kolaylıkla seçimi kazanır.

b.5. En Az Oy: Burada aday, birden fazla seçim bölgesinden aday olabilecektir. Hiçbir bölgeden seçilemezse, bütün bölgelerde aldığı oylar toplanır. Eğer bu sayı ülke çapında belirlenen en az oy seviyesine ulaşmışsa aday seçimi kazanır.

b.6. Hare Yöntemi (Devredilen Tek Oy): Londralı avukat Thomas Hare'in 1860'lı yıllarda yayınladığı broşürde ortaya attığı seçim yöntemidir. Hare yöntemine göre, seçim bölgeleri çok adaylıdır.

b.7. Değişmez Tek Sayı: 1920 – 1933 Almanya'sında uygulanan ve Hitler'in iktidarı ele geçirmesini sağlayan yöntemdir. Her seçim bölgesinde artan oylar ülke genelinde toplanır. Bu fazla oylar partiye toplatılır.

Değişmez tek sayı yönteminin bir şekli 1995 seçimlerinde ülkemizde de “Türkiye milletvekilliği” adıyla uygulanmak istenmiş, ancak Anayasa Mahkemesi bu uygulamayı iptal etmiştir.

b.8. d'Hont Yöntemi ( En Yüksek Ortalama): Bir seçim bölgesinde partilerin aldığı oy önce 1'e sonra 2'ye, 3'e, 4'e (temsil sayası kadar) bölünür. Ortaya çıkan rakamlar büyükten küçüğe sıralanır. Temsil sayısı kadar partilere sıralama esas alınarak dağıtılır. D'Hont Sistemi'ne örnek vermek gerekirse bir seçim çevresinde A Partisi 90.000, B Partisi 60.000, C Partisi 50.000 ve D Partisi 40.000 oy almış olsun. Dört temsilci seçilecek bu bölgede dağılım şu şekilde gerçekleşir:

1/1 ½ 1/3 1/4

A Partisi 90.000 45.000 30.000 22.500
B Partisi 60.000 30.000 20.000 15.000
C Partisi 50.000 25.000 16.666 12.500
D Partisi 40.000 20.000 13.333 10.000

Bu seçim çevresinde A Partisi 2, B ve C Partileri 1'er temsilci kazanmış olur.

 
Copyright (C) 2003 - www.serhanyucel.com