Parti sayısının artması sonucu, genellikle parlamentoda bir parnti tek başına ktidar olamayacaktır. Bu da koalisyonlara yol açmaktadır. Koalisyon kurulması aşamasında da bir takım pazarlıkların yapılması kaçınılmazdır.


Türkiye'de halen uygulanmakta olan ve uygulamada adaletsizlikleri yukarıda açıklanan % 10 ülke barajlı d'Hont sistemi karma sistemlere başka bir örnektir.
 

D'Hont yönetimine büyük partilere avantaj sağladığı gerekçesiyle eleştiriler getirilmiştir. D'Hont yönteminin bu eksikliği Saint – Lague denilen bir başka yöntemle giderilmeye çalışılmıştır. Bu yöntemde partilerin aldıkları oyların bölündüğü sayılar 1,4,5,7,9....'dur. halen Danimarka ve İsveç'te kullanılmaktadır.

Bugün Türkiye'de ve birçok ülkede d'Hont yöntemi veya onun benzer uygulamaları kullanılmaktadır. Ülkemizde 1983 seçimlerinden beri uygulanan % 10 ülke barajlı (partilerin bir seçim bölgesinde veya ülke düzeyinde belli bir oranı bulamayanların değerlendirmeye alınmaması) d'Hont sistemi uygulamada birçok adaletsizliklere yol açmıştır. (Burada kabahat d'Hont sisteminde değil, onu sulandıranlardadır.)

Bu iddiamıza örnek vermek gerekirse 1987 Seçimlerinde DSP %8.5, RP % 7.2; 1995 Seçimlerinde de MHP % 8.2 oy almasına rağmen parlamentoda temsil edilememiştir. 1983 – 1987 – 1991 seçimlerinde kullanılan ve bölge barajı adı verilen usule göre, önce iki milletvekili çıkan bölgelerde % 50, üç milletvekili çıkan bölgelerde % 33.3, dört milletvekili çıkan bölgelerde % 25, beş ve altı milletvekili çıkan bölgelerde de % 20 baraj konmuş, daha sonra bu oranlar % 25 ve % 20'ye düşmüştür. Bu sistemde birçok adaletsizliği beraberinde getirmiş, çok az farklarla bir parti bölgenin bütün milletvekillerini kazanmıştır. Mesela 1991 Seçimlerinde İzmir 3. Bölgede ANAP 66.456 oyla 4 milletvekilinin tamamını kazanırken, DYP 62.531, SHP 55.930, RP 17.490, DSP'de 50.297 oy almasına rağmen hiç milletvekili kazanamamıştır. Yine 1991 Seçimlerinde Balıkesir'de (iki bölge toplamı) DYP 193.627 oyla 7 milletvekilinin tamamını kazanmış, ANAP 138.242 oy almasına rağmen hiç milletvekili çıkaramamıştır. Bir çarpıcı örnekte İstanbul'dur: 1991 Seçimlerinde % 27.5 (887.986) oy alan ANAP, 50 milletvekilinin 33'ünü kazanmıştır. Aynı seçimde, DYP İstanbul'da % 17,6 (658.738oy) almış, sadece 3 milletvekili kazanabilmiştir.

b.9.Milli Seçim Sayısı: Değişmez tek sayı yönteminin değişik uygulamasıdır. Bu yöntemde, seçim kotası sonradan saptanır, seçilecek temsilci sayısı kanunla önceden açıklanır.

Her seçim çevresinde kullanılan oylar bir merkezde toplanır ve seçilecek temsilci sayısına bölünerek seçim sayısı bulunur. Partilerin kazandıkları oylarda bu seçim sayısı ne kadar bulunuyorsa o kadar temsilci çıkarabilir.

b.10. Geliştirilmiş Seçim Sayısı (Hagenbach – Bischoff Yöntemi): Seçim sayısını küçülterek açık temsilci sayılarının dağıtılmasını amaçlayan yöntemdir. Bir seçim çevresinde kullanılan toplam oy sayısı temsilcisi sayısı + 1'e bölünerek bir seçim kotası bulunur. Bu kota esas alınarak temsilciler dağıtılır.

Mesela, bir seçim bölgesinde 50.000 oy kullanıldığını ve A Partisi'nin 28.000, B Partisi'nin 12.000, C Partisi'nin de 10.000 oy almış olduğunu varsayalım. Seçilecek temsilci sayısı da 4 olsun.

50.000 / 4 +1 = 10.000 seçim kotasıdır. Buna göre 28.000 oy alan A Partisi 2, 12.000 oy alan B Partisi ve 10.000 oy alan C Partisi de 1'er temsilci kazanacaktır.

c) Artık Oylar: Yukarıda anlatılan yöntemlerden bazıları artık oy ve artık temsilci kalması durumunda, yöntemin kendi iç mekanizmasıyla problemi çözebilmektedir. Bunu kendi iç mekanizmasıyla gerçekleştiremeyen yöntemler, bir takım usullerle artık oy ve artık temsilci problemini çözümlemiştir. Başlıca usuller şunlardır:

c.1. En Büyük Artık: açık kalan temsilcilerin en yüksek artığı listelere verilmesi. Bu yöntemde temsilcilerin dağıtımı, sırasıyla veya en büyük artığa sahip partiye tümü birden verilerek yapılır. Genellikle gerekli sayıya ulaşamayan küçük partiler bu yöntemle, artıklar sayesinde açıkta kalan milletvekilini kolayca kazanabilirler.

c.2. En Yüksek Ortala: d'Hont sisteminin artık oylar için uygulanmasıdır.

c.3. En Yüksek Ortalama: Artık oy sayısı dikkate alınmadan, açık kalan temsilcilerin en yüksek oyu almış partiye verilmesidir.

c.4. Milli Bakiye: Seçim çevrelerinde kalan artık oyların belli merkezlerde toplanarak açık temsilciliklerin bu toplanan oya göre dağıtılması yöntemidir.

Nisbi Temsilci Sisteminin Avantajları

Nisbi Temsil Sistemi, çoğunluk sistemine göre çok daha adildir. Partiler elde ettikleri oy oranlarına göre temsil edilmektedirler. Bu adalet beraberinde seçmenlerin oylarının boşa gitmemesi sonucunu da getirmektedir.Nisbi Temsil Sistemi ile farklı görüşler, azınlıkta kalanlar, ideolojler temsil imkanı bulmaktadır. Bu çoğulculuktur. Ayrıca ikinci tura gerek kalmadan dağılım yapılacağından sistem dürüst işlemektedir. Bir takım kirli pazarlıkların önü açılmaz.

Seçmen, azınlıkta olsa, savunduğu görüşlerin parlamentoda temsil edilebileceğini bildiğinden oy vermede ve hatta siyasi katılımda istekli olmaktadır.

Nisbi Temsil Sistemini Dezavantajları

Nisbi Temsil Sistemi, parti sayısının çoğalmasına yöl açmakta yani istikrarı bozmaktadır. 1987 Seçimlerinde içlerinde “Otomobilciler Partisi”nin de olduğu 13 parti İsviçre'de parlamentoya girmiştir. Her kesim derme çatma kişilerden de olsa parti kurmaktadır. Hatta bu iş öyle ileri gitmiştir ki, “Almanya'da ebeler istekileri yerine getirilmezse siyasi parti kuracaklarını İçişleri Bakanlığı'na bildirmişlerdir.” Üstelik bu bölünmüşlüğün birgün biteceğini de düşünmek doğru olmaz. Çünkü, küçük partiler her zaman temsil edilebildikleri gibi bazı zamanlarda kilit parti durumuna bile gelmektedir. Mesela Almanya'da 1973 – 1992 yılları arasında aralıksız dışişleri Bakanlığı yapan Hans Dietrich Genscher ile 1992 – 1998 yılları arasında yine aralıksız Dışişleri Bakanlığı yapan Klaus Kinkel oy oranı % 6 civarında seyreden Hür Demokrat Parti'dendir. 1998 Seçimlerinden sonra Dışişleri Bakanlığı'na getirilen Joschka Fischer ise oy oranı yine %7'yi bulamayan Yeşiller'dendir. Yani Almanya'nın 26 yıldır dış politikası % 6'nın elindedir. (Burada dikkati çeken husus Almanya'da 26 yılda Dışişlerine sadece 3 bakan gelmesidir. Ülkemizde son onüç yılda görev yapan 16 Dışişleri Bakanı şunlardır: Mesut Yılmaz, Ali Bozer, Ahmet Kurtcebe Alptemoçin, Safa Giray, Hikmet Çetin, Mümtaz Soysal, Murat Karayalçın, tekrar Hikmet Çetin, Coşkun Kırca, Deniz Baykal, Emre Gönansay, Tansu Çiller, İsmail Cem, Şükrü Sina Gürel, Yaşar Yakış, Abdullah Gül.)

Parti sayısının artması sonucu, genellikle parlamentoda bir parnti tek başına ktidar olamayacaktır. Bu da koalisyonlara yol açmaktadır. Koalisyon kurulması aşamasında da bir takım pazarlıkların yapılması kaçınılmazdır.

Nisbi Temsil Sisteminde, seçmenlere temsilci arasında yakın ilişki yoktur. Seçim bölgelerinin büyük olması aday – seçmen ilişkilerini kısıtlamaktadır. Aday seçildikten sonra kendisini seçmenlere karşı değil, parti üyelerine ve partisine arşı sorumlu hissetmektedir. Seçmende kendisini seçimin dışında hissetmeye başlamaktadır. Seçime yabancılaşmaktadır. Seçmen kitlesi seçen değil, liste onaylayan durumdadır.

Ayrıca, Nisbi Temsil Sisteminin pek çok uygulamasında hesaplama yöntemleri çok karışık ve zaman alıcıdır.

Karma Seçim Sistemleri

Nisbi Temsil Sistemi ile çoğunluk sisteminin sakıncaları ve parlamenterlerin yeniden seçilme arzuları, ülkeleri yeni seçim sistemleri armaya itmiştir. Bazısı nisbi temsil sistemi ağırlıklı, bazısı çoğunluk sistemi ağırlıklı, bazısı da dengeli olmak üzere değişik karma sistemler önerilmiş ve uygulanmıştır. Siyaset bilimcilerin ve siyasetçilerin hayal güçleri bundan sonrada yüzlerce seçim sistemi bulacaktır.

Karma sistemlere örnek olarak Japonya, Almanya ve Türkiye verilebilir. Japonya sisteminde her listede birden çok aday vardır, ancak seçmenin bir tercih hakkı bulunmaktadır. Seçim “listeli”dir. Ancak oylama basit çoğunluk sistemindeki gibidir.

Almanya'da 1945'den beri “kişiselleşmiş çift oylu sistem” uygulanmaktadır. Her seçmenin iki oyu vardır. Bir oy kendi bölgesindeki adaya, ikincisi parti listesine verilmektedir. Ayrıca Almanya'da partilerin seçim birliği yapma şansları da vardır.

Türkiye'de halen uygulanmakta olan ve uygulamada adaletsizlikleri yukarıda açıklanan % 10 ülke barajlı d'Hont sistemi karma sistemlere başka bir örnektir.

M. SERHAN YÜCEL

 
 
Copyright (C) 2003 - www.serhanyucel.com